Büyük Hun İmparatorluğu Bölüm 2/ Mo-tu’nun Tahta Çıkışı

Eğer Türk savaş tarihini incelemek istersek karşımıza ilk çıkacak imparator şüphesiz Büyük Hun İmparatoru Mete’dir. İsminin “bahadır” anlamına geldiği düşünülen bu büyük hükümdar, M.Ö. 209 yılında babası Teoman’a karşı düzenlediği darbeyle tahta çıkmıştır. Mete’nin devleti MÖ 174’e kadar yönettiği bilinmektedir.
Hunlarda hükümdarın eşi, Yen-chih unvanını taşırdı. Mete’nin üvey annesi olan Çin kökenli Yen-chih, onun yükselişinden rahatsızdı. Mete halk içinde çok seviliyor ve gelecekteki hükümdar olarak görülüyordu. Zaten Hun geleneklerinde de tahta en büyük olan oğul geçerdi. Dolayısıyla Mete, tahtın doğal varisiydi ancak Yen-chih Hun tahtında Mete’yi değil, kendi oğlunu görmek istiyordu.
Yen-chih zamanla Teoman’ı Mete’ye karşı kışkırtmaya başladı. Teoman başlangıçta eşinin söylediklerini dikkate almıyordu ancak Çinli prenses uzun süren uğraşları sonucunda Hun hükümdarını etkisi altına almayı başardı.
O dönem bozkırlarda eşit güçteki devletlerin hükümdarları, aralarında bir barış ortamı tesis edebilmek için çocuklarını rehin olarak komşu kavimlere yollarlardı. Eğer Teoman, bizzat Mete’yi ortadan kaldırmaya çalışırsa hem halktan hem de Hun beylerinden büyük tepki toplayacaktı. Bunun üzerine hükümdar, oğlunu önce Yüe-Chih’lere (Hunlarla akraba bir kavim oldukları düşünülür) rehin yollamaya, sonrasında ise bir bahaneyle onlara saldırarak, Mete’yi öldürmelerini sağlamayı amaçladı ancak Teoman’ın planında bir eksiklik vardı. Oğlunun yeteneklerini fazla hafife almıştı. Mete rehin verildiği gece, Yue-Chih’lerin en ünlü atlarından birini çalarak ülkesine kaçtı. (Atın saatte 576 km koşabildiği, Çin kaynaklarında abartılarak anlatılmıştır). Mete’nin dönüşünü büyük bir şaşkınlıkla karşılayan Teoman, oğlunun yeteneklerini hafife aldığını kabullendi ve onun komutasına bir tümen verdi (10.000 asker).
Mete birliğini çok sıkı bir disiplin altında tutuyor ve onlarla teker teker ilgileniyordu. Bu dönemde “ıslıklı oku” icat etti. Kendisi ıslıklı okunu nereye atarsa, askerleri de oraya atacaktı. Yaydan her çıktığında bir uğultu sesi bırakan bu ok, düşmanın moralini altüst edebiliyordu. Mete’nin, modern orduların temeli olan onlu sistemi de bu dönemde keşfettiği düşünülmektedir.
Mete, bir gün askerlerini ava çıkardı. Hunlarda atın kutsal olduğunun bilincindeydi. Bundan dolayı okunu sarayın önemli atlarından birine doğru attı. Okunu bu ata atamayan askerleri derhal idam ettirdi.
Başka bir gün yine avda okunu eşinin çadırına doğru attı. Kendi hükümdarlarının eşine ok atamayan askerler, yine hemen oracıkta öldürüldü. (Konu hakkında askerlerin kendi eşlerine ok atması gibi farklı anlatımlar da mevcuttur. )
Mete’nin askerleri artık hazırdı. Onun kumandasından önce standart bir tümen olan bu grup, Mete’yle birlikte seçkin ve soğukkanlı kuvvetlere dönüşmüştü. Askerlerin, artık son sınavlarını verme zamanı gelmişti.
Teoman, M.Ö 209 yılında komutanlarını da yanına alarak büyük bir ava çıktı. Mete av sırasında okunu Teoman’a doğru attı ve onu takip eden askerleri de oklarını imparatorlarına attılar. Mete o kadar disiplinli bir tümen oluşturmuştu ki askerler onun emriyle gözlerini bile kırpmadan hükümdarlarını öldürebiliyorlardı.
Mo-tu bunun üzerine Hun tahtına oturdu. Yaptığı ilk iş, çevresinde hâlâ babasına sağdık olan herkesi öldürmekti. Üvey annesi ve üvey kardeşini de öldürerek taht için kendisiyle mücadeleye girecek herkesi yönetimden temizledi. Bütün Hun beyleri, onun yönetimini kabul etmişti. Nihayet ülkesinde kontrolü sağlayan hükümdar, artık dış politikayla da ilgilenmeye başlayacaktı.

2. Bölümün Sonu

Kaynakça ve Eser önerisi
1)Bozkırların İlk İmparatorluğu Hunlar/Ahmet Taşağıl
2)Asya Hun İmparatorluğu/Tilla Deniz Baykuzu
3)Büyük Hun İmparatorluğu Tarihi/Bahaeddin Ögel
4)Dünya Tarihinde Orta Asya/Peter B. Golden

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir